EİNSTEİN’IN BEYNİ VE ZEKÂMIZI GELİŞTİRMEK 

30 okunma Ocak 2019

"Deha nedir?" sorusunu aydınlatabilmek için seçeceğimiz yollardan biri Einstein'ın beynini analiz etmektir. Görünen o ki, Princeton Hastanesi'nce Einstein'ın otopsisini yapan Thomas Harvey, ailesi de dâhil kimsenin haberi olmaksızın bir anda beyni saklamaya karar vermiş. Belki Einstein'ın beynini ilerde dehanın sırrını çözmemizi sağlayacağını umduğu için saklamıştı. Belki de pek çokları gibi, zekâsının kaynağının beyninde bulunan kendine has özellikler olduğunu düşünmüştü. 
Einstein'ın beyninin sıradan bir insanın beyninden çok daha gelişmiş olduğunu öngörmek çok doğaldır. Çok büyük olmalı, ya da bazı alanları anormal derecede geniş... Oysa tam tersi keşfedildi (normalden biraz daha küçüktü, büyük değildi). Sonuçta, Einstein’ın beyni oldukça sıradandı. Bir nörolog kime ait olduğunu bilmeden bu beyni inceleseydi, ikinci kez dönüp bakmazdı bile. 
Einstein’ım beyninde saptanan tek farklılık küçük bir şeydi. Pariyetal lobların alt kısımları her iki beyin yarım küresinde de %15 daha büyüktü ve beynin anguler kıvrım (girus angularis) denilen belirli bir bölgesi normalden daha genişti, Beynin bu kısımları kavramsal düşünme, sembollerin kullanımı (yazma ve matematikteki gibi) ve görsel-çevresel verinin işlenmesi ile ilgilidir. Ancak yine de mevcut verilere karşın, Einstein’ım beyni normal sınırlar içerisindedir. Bu yüzden, Einstein’ın zekâsının beynin organik yapısına mı yoksa kişiliğine, çevresine ye yaşadıklarına mı bağlı olduğunu söylemek zordur. 
ZEKÂYI NASIL ÖLÇEBİLİRİZ? 
Yüzyıllar boyunca zekâ hakkındaki tartışmalar kulaktan dolma bilgilere ve anekdotlara dayanarak yapıldı. Ancak MRG görüntüleme çalışmaları gösterdi ki, matematik bulmacalarını çözerken asıl aktivitenin gerçekleştiği yer, prefrontal korteksle (rasyonel düşüncenin oluştuğu bölge) bağlantılı yolakları ve pariyetal lobu (rakamların işlendiği bölge) kapsıyor. 
Bu sonuç, Einstein’ın beyninde inferior pariyetal lobun daha geniş olduğunu gösteren anatomik incelemeyle uyuşuyor. Yani, matematiksel yeteneğin pariyetal lob ve prefrontal korteks arasındaki artmış veri akışıyla ilişkili olduğu sonucuna varmak mümkündür. 
PEKİ, EİNSTEİN NASIL EİNSTEİN OLDU? 
İlk olarak zamanının çoğunu "düşünce deneyleri" yaparak geçirdi. O bir kuramsal fizikçiydi ve deney düzenekleri yapmıyordu, sürekli kafasında geleceğin karmaşık simülasyonlarını yaratıyordu. Diğer bir deyişle laboratuvarı zihniydi. 
İkincisi, on yılını belki de daha fazlasını tek bir düşünce deneyine harcayarak geçirdi. On altı yaşından yirmi altı yaşına kadar ışık konusuna odaklandı ve ışığın hızını geçmenin mümkün olup olmadığına kafa yordu. Yirmi altı ve otuz altı yaşları arasında ise kütle çekimi kavramına odaklandı ki, bu sayede büyük patlama kuramını ve kara delikler hakkında da bilgi sahibi olduk. 
Otuz altı yaşından hayatının sonuna kadar ise tüm fiziği birleştirecek tek bir kuram üzerine çalıştı. 
Üçüncüsü, karakteri çok önemliydi. Aykırı bir insandı, bu yüzden fizikteki mevcut düzene karşı çıkması onun için normal bir durumdu. Einstein'dan önce iki yüz yıl boyunca egemenliği elinde bulundurmuş olan Newton’un kuramına meydan okuyacak cesaret de hayal gücü de her fizikçide yoktu. 
Dördüncü olarak, bir Einstein’ın ortaya çıkması için zaman çok uygundu. Diğer bir deyişle Einstein zamanı için doğru adamdı. Bir gün saklanan beyin hücrelerinden onu klonlamak mümkün olursa tahmin ediyorum ki, klonu bir sonraki Einstein olamayacaktır. Bir dâhinin ortaya çıkması için mutlaka tarihsel koşullar da uygun olmalıdır. 
Einstein'ın da söylediği gibi "Zekânın gerçek göstergesi bilgi değil, hayal gücüdür." Einstein'a göre hayal gücü, bilinen dünyanın sınırlarını yıkmak ve bilinmeyene adım atmaktı. 
Hepimiz genlerimize kodlanmış ve oradan da beyin yapımıza programlanmış belirli yeteneklerle dünyaya geliyoruz. Bu tamamen şans işidir. Fakat düşüncelerimizi ve deneyimlerimizi harmanlayarak geleceği nasıl kurgulayacağımız tamamen bizim kontrolümüzde. Charles Darwin'in de yazdığı gibi "Her zaman belirttiğim gibi, aptallar hariç, insanlar zekâ konusunda değil, şevk ve çalışkanlık konusunda farklılık gösterir."