Amik'in kurutulması yaşamın bütününü tahrip etti

5 görüntülenme Mayıs-2023

Eski Bakan Eroğlu’dan yıllar sonra gelen itiraf;

“DSİ uyardı, biz de uygun olmadığını belirtmiştik, sosyal baskı neticesinde havaamarı yapıldı”

Türkiye’nin en bereketli topraklarından Amik Ovası ve burayı besleyen Amik Gölü, kurutulduğundan beri her sene su altında kalıyor.

Amik Gölü'nün kurutularak göl aynasının tam ortasına çevrecilerin ve mimarların karşı çıkmasına rağmen havaalanı yapıldı. Ancak Hatay Havaalanı da her sene tadilat yapılmasına rağmen yeniden su altında kalmaktan kurtulamıyor.

Şimdi akıllara şu soru geliyor. Hem bereketli toprakları besleyen hem de bölgede yaşayan insanların geçim kapısı olan Amik Gölü neden kurutuldu?

Amik Gölü’nün 1950’li yıllarda sıtma ile mücadele, tarım alanlarını taşkınlardan koruma ve tarımsal alan kazanma amacıyla kurutulduğunu, her yıl su basan havaalanının da bu göl aynasının tam ortasına yapıldığını anlatıyor. 1 milyon 200 bin dönümlük alanı kapsayan Amik Ovası’nın tam ortasında yer alan Amik Gölü, 330 bin dönüm alana yayılıyor. Yapı olarak çöküntü olan gölün, kendi yer altı kaynak suları ile beslenme debisi az. Daha çok Muratpaşa, Karasu ve Afrin nehirlerinin göl havzasına dökülmesi ile beslenen göl, bu nehirlerin havza içine dökülmesi engellenerek Asi Nehri’ne bağlanmasıyla kurutuldu. Eski başbakanlardan Süleyman Demirel’in bir konuşmasında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü sırasında alınan Amik Gölü’nü kurutma kararını "en büyük hatası" olarak nitelendirdiğini söylüyor.

Amik Ovası, tektonik faktörlerle oluşmuş çukurluk bir alan olduğu için çevredeki sular bu çukurlukta birikiyor. Havaalanı ise bu çanağın tam ortasında. Her sene de su basmasın diye tadilat ve ilave önlemler yapılıyor. Alan hiçbir anlamda havaalanına uygun değil. Gölün ortasında olmasının yanında Avrupa ve Sibirya üzerinden Anadolu’ya gelen kuş göç yolu. Göçmen kuşların önemli bir bölümü Hatay üzerinden Afrika’ya göç ediyor. Göçmen kuşlar göç sırasında atmosferdeki hava akımlarından yararlanırlar ve Belen geçidine geldiklerinde bu hava akımı biter, Amik Gölü’nde konaklayarak göçlerine devam ederlerdi.

Bölgede hava akımının, mevsimsel olarak yoğun sis oluşumlarının ve rüzgârın fazla olması nedeniyle burada ciddi bir kaza yaşanması tehlikesi de mevcuttur. Doğal denge için bir ders niteliğinde olan Amik Gölü’nün drenaj kanallarıyla kurutulması bu göç yolunda ve beraberinde yaşamın bütününde kalıcı tahribatlar yarattı.

Sadece Amik değil, 1950’den 1980’lere kadar 1 milyon 600 bin hektar sulak alan kurutuldu. Tabi Amik Ovası'nda da aşırı yer altı suyu kullanımı sonucu çökmeler başladı. Tarım için kurutulan toprakta tuzlanma meydana geldiği için verim düştü. Kimyasal ilaç kullanımı arttı. Yer altı suları alkalileşme eğilimi gösterdi. Milyonlarca yıllık döngü ve denge yok oluyor.

Amik Gölü’nün yapısı kışın donmayan su olduğu için kurutulmadan önce en az 250 kuş türü bulunuyordu. Amik Gölü bünyesinde çok fazla canlı yaşıyordu.

Amik Gölü, sunmuş olduğu biyolojik değerler ile çevresinde yaşayanların sosyo-ekonomik faaliyetlerini de çok zenginleştiriyordu. Balıkçılık, hayvancılık, sazlıklar olduğu için kamış işi yoğun yapılıyordu. Hatta Ortadoğu’nun birçok yerine kamış buradan gönderiliyordu. Göl Hatay turizmi açısından da önemli yer tutuyordu. Kurutulmadan önceki dönemlerde Antakya’daki tüm otellerin dolu olduğu belirtiyor. Hayvancılık, balıkçılık yapılıyordu. Ayrıca gerçekten çok bereketli topraklar. Göl varken toprağın dönümünde 700-800 kilogram buğday, dönümden yine 600-700 kilogram pamuk elde edilirmiş. Şu an tarıma açılan alanlar kışın su altında kalıyor. Yazınsa kuraklık ile mücadele ediliyor. Yapılan Reyhanlı Barajı ile Amik’te yapılan hata telafi edilmek istense de ikisinin birbirinin yerini tutmadığı gerçeğini yok etmiyor. Bu nedenle yapılan hatadan dönülerek gölün yeniden oluşturulması gerekmektedir.

'YAPILAMAZ' DENMİŞ

Mahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde 6 Şubat günü meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde en çok can kaybının yaşandığı Hatay'da havalimanının zemininde oluşan çatlaklar nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi buranın seçimi konusuyla ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Depremlerin ardından hasar alarak kullanılamaz hale gelen Hatay Havalimanı için proje aşamasında Hava Kuvvetleri, bilirkişi ve mahkemenin 'yapılamaz' dediği ortaya çıktı. Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda, deprem riskine dikkat çekilerek, "Jeolojik özellikler verilmiş fakat 1. derece deprem kuşağında olan havaalanına depremsel etkisi çalışması yaptırılmamıştır ve bu konuda alınması gereken önlemler raporda belirtilmemiştir" denildi.

3 Temmuz 2003’te, bilirkişi raporu doğrultusunda karar veren mahkeme deprem riskinin yanı sıra şu noktalara dikkat çekti:

“ÇED raporunu hazırlayan kişilerin, bu raporu hazırlamaya yetecek yeterlilikten yoksun olması, Göçmen kuş hareketleri ve yerin eski bir göl olması nedeniyle biyolojik çevresinin olumsuz etkileneceği, İnşaat ve işletme sırasındaki çevreye verilecek olumsuz etkilerin yeterli düzeyde incelenmemiş ve alınması gereken önlemlerin tespit edilmemiş olması, Sağlıklı ve dengeli bir çevrede çevrenin korunup sürdürülmesi amacıyla var olan mevzuata aykırılıklar barındırdığı yer almaktadır."

Çevre ve Orman Bakanlığı karara itiraz ederek temyize taşıdı. Danıştay 6. Dairesi, Bakanlığın itirazını reddederek, iptal kararını onadı.

Temyiz sürecinde harekete geçen Bakanlık, küçük dokunuşlarla revize edilmiş yeni bir ÇED dosyasına onay verdi. İkinci kez verilen ÇED olumlu kararına açılan dava bu süreçte, Hatay’a idare mahkemesi açıldığı için Hatay İdare Mahkemesi’nde görüldü. Bilirkişi incelemesi yaptıran mahkeme, bilirkişi raporuna zamanında itiraz edilmediğini öne sürerek iptal talebini reddetti.

Bu kez kararı temyize TEMA taşıdı. İtirazları haklı bulan Danıştay 6. Dairesi, alt mahkemenin ret kararını iptal ederek Hava Kuvveti Komutanlığı Uçuş Emniyet Şube Müdürü tarafından Ağustos 2004’te verilen, “Alanın uçak-kuş çarpışması bakımından çok yüksek risk taşıdığı, yolcu taşıyan bir uçağın düşmesi sonucu birçok yolcunun hayatını kaybedebileceği, alanın uçuş emniyeti bakımından kesinlikle sakıncalı olduğu hususların vurgulandığı görülmüştür" şeklindeki görüşü hatırlattı.

Bakanlık, Danıştay’a karar düzeltme başvurusunda bulundu. Danıştay 14. Dairesi’nde görülen dava bu kez Bakanlığın lehine çıktı ve bakanlık böylece bilirkişi raporlarına, mahkeme kararlarına, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın uyarılarına rağmen hukuki süreci kazanmış oldu.

DEPREM RİSKİ OLAN BİR YATIRIM

O dönemde çok sayıda açıklamalarda bulunan çevreciler ise, görüşlerini şu şekilde dile getirmişlerdi:

“Bu havaalanı deprem riski olan bir yatırımdır. Özellikle Afrika Plakası denilen bir plakanın Anadolu üzerindeki Güneydoğu Anadolu fay hattı kırığı üzerinde yapılmış bir tesistir. Her zaman deprem riskine açık bir durumdadır. Sel ile ilgili de bölgemizin yağış alan bir bölge olması ve yine bu bölgenin yüzyıllarca sulak alan olarak kullanıldığı bilinmektedir. Buraların sel baskınına kalacağı kaçınılmaz bir sonuçtu. Kısacası Hatay havaalanı hem deprem riski olan, bir fay kırığı üzerinde olması, sel baskınlarının yanı sıra normal yağmur sularının bile havaalanını tehdit ettiği bilimsel bir gerçektir. Çünkü tarihe bakıyorsunuz burası bir amik gölü, göl yatağıdır. İnsanoğlunun suni bir çalışması sonucu yaratılmış bir tarım toprağıdır. Zaten yıllarca bu topraklarda tarım yapılmıştır. Yine yüzlerce metre derinden su çıkarılmıştır. Bu anlamda Türkiye’nin tarım politikası ile de örtüşmemektedir.”

 

Hatay Havalimanı'nın Yapımına Fay Hattı Üzerinde Olduğu İçin İtiraz Edilmiş

İnternetten arşiv taraması yaptığımızda ise karşımıza şu bilgiler çıkıyor.

9 Aralık 2007’de hizmete açılan Hatay Havalimanı için arama motorları üzerinden 1 Ocak 2007-31 Aralık 2007 tarih aralığı ve ‘Hatay Havalimanı Fay Hattı’ anahtar kelimeleriyle yapılan araştırma da o dönem basına yansıyan haber ve açıklamalara ulaşılabilir:

Big Para Hürriyet 11 Aralık 2007: Göçmen kuşların rotası üzerinde de bulunan "Hatay Uluslararası Havaalanı, kurutularak imara açılan Amik Gölü’nün ortasında, tarih boyunca şehre büyük deprem felaketleri yaşatan fayların üzerinde yer alıyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy ise deprem tehlikesini hatırlatarak “Hatay’da en büyük depremleri üreten faylar var ve bugün aktifler. Havaalanı, bu depremleri üreten Ölüdeniz ve Karasu fay zonları üzerinde yer alıyor” dedi.

Ayrıca ve önemli olarak, Turkish Studies’de Eylül 2010’da yayımlanan Doç Dr. Emre Özşahin’in “Hatay Havaalanının Jeomorfolojik Özellikler ve Doğal Risk Açısından Değerlendirilmesi” adlı bir çalışması mevcut. Raporda havalimanın bu bölgeye yapılmasındaki riskler detaylı olarak dile getiriliyor:

“Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Dairesi, Devlet Su İşleri, Kandilli Rasathanesi ile Fırat Üniversitesi işbirliğince bu alanla ilgili hazırlanan raporlarda inşaa edilecek havaalanı pistinin fay hattı ve kurutulan Amik gölü üzerinde olduğu ve bu alanda havaalanı yapmanın mümkün olmadığı belirtilmektedir.”

Makalenin 3. 3. 2. Deprem Riski bölümünden aktarım:

Afrika ve Arabistan levhalarının kuzeye yönlü hareketleri, Anadolu levhasının kuzey-güney yönünde sıkışmasına neden olmaktadır. Başlangıçta doğu-batı uzanımlı kıvrım ve bindirmelerle karşılanan bu sıkışma, Üst Miyosen’de artık bindirme ve kıvrımlarla karşılanamaz hale gelmiş ve yanal atımlı faylanmalarla telafi edilmiştir. Böylece sağ yönlü Kuzey Anadolu Fayı ile sol yönlü Doğu Anadolu ve Ölü Deniz Fayları oluşmuştur. Bu fay hatlarının karşılaşma noktası olarak bazı araştırmacılar Maraş ve Gölbaşı arasında kalan bölge (Maraş Üçlü Eklem Bölgesi) olduğu düşünürken, özellikle son yapılan bazı detaylı çalışmalarda da bu üçlü kavşak noktasının Amik Ovası’nın bulunduğu alan olduğu görüşündedir. İşte bütün bu bulgulardan yola çıkarak havaalanının bulunduğu sahanın tektonik açıdan Ölü Deniz Fayı, Karasu Fayı ve Kıbrıs-Antakya Fayı’nın karşılaştığı noktada olduğu söylenebilir. Alanın coğrafi konumunun ortaya çıkardığı bu durum, deprem riskini arttırmaktadır. Bu nedenle havaalanı birinci dereceden deprem riski olan bir bölgede yer almaktadır.”

Hatay Havalimanı'nın Yapımına Fay Hattı Üzerinde Olduğu İçin İtiraz Edilmiş

“Aletsel dönemde de bu bölgede Ms<4 yüzlerce deprem yaşanmıştır. Bu dönemde meydana gelen depremlerin büyüklüğü ile bölgedeki aktif faylar arasında çok uyumlu bir paralellik bulunmaktadır. Aletsel dönemde oluşan depremler içerisinde en çok dikkati çekeni, 22 Ocak 1997 tarihindeki (M=5,5) depremdir. Karasu fay’ının güneyinde gerçekleşen bu deprem, herhangi bir yüzey kırığı oluşturmamasına rağmen, alüvyal zeminlerde önemli ölçüde zarara neden olmuştur.”

Sonuç Bölümünden Aktarım

“Amik Ovası tabanında, eski Amik Gölü sınırları içerisinde yer alan Hatay havaalanı yer seçimi açısından oldukça riskli bir konumdadır. Bu durum havaalanının yapımı sırasında da birçok kez gündeme gelmiş, ancak ne yazık ki gerekli hiçbir önlem alınmamıştır. Bu alan jeomorfolojik özelliklerden kaynaklanan sel ve taşkın, zemin özelliklerinden kaynaklanan deprem riski altındadır. Özellikle de bunlara bağlı ortaya çıkabilecek (sel-taşkın-su basması ve deprem sıvılaşma) diğer olumsuz faktörler de bu alanı derin bir şekilde etkileyebilecektir.”

2007'de itirazlara rağmen açılan Hatay Havalimanı'na giden yollar ve havalimanı pisti, 6 Şubat 2023'te bu bölgede dokuz saat arayla gerçekleşen 7,7 ve 7,5'lik depremlerin ardından büyük hasar gördü ve Hatay'a yardım sevkiyatı gönderilmesinde önemli aksaklıklara sebebiyet verdi.

“HATAY HAVALİMANI SOSYAL BASKI NETİCESİNDE YAPILDI”

Eski Bakan Eroğlu Hatay Havalimanı için yaptığı açıklamada, “DSİ uyardı, biz de uygun olmadığını belirtmiştik, sosyal baskı neticesinde yapıldı” dedi.

TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Başkanı Veysel Eroğlu, Çevre ve Orman Bakanı olduğu dönemde, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar gören Hatay Havalimanı’nın yapılmaması yönünde görüş bildirdiğini belirterek, “Hatay Havaalanı konusunda -ben bakandım- Hatay DSİ’den görüş istendi. Esasen biz de burada havaalanı yapılmasının uygun olmadığın ı belirtmiştik yani. Onu da açıkça ifade edeyim. Ama Antakya'dan çok büyük baskı geldi. ‘Biz İskenderun tarafına havaalanı istemiyoruz, bu tarafa istiyoruz mutlaka’ diye. Dolayısıyla, sosyal baskı neticesinde oraya havaalanı yapıldı. Buna özellikle dikkat etmek lazım” diye itiraf niteliğindeki açıklamalarını yaptı.

Eroğlu, havaalanının baştan sona yeniden incelenmesinde fayda olduğunu da vurguladı.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin araştırılması amacıyla kurulan TBMM Deprem Araştırma Komisyonu, bugün de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yetkililerini dinledi. Komisyon üyesi milletvekillerine deprem sonrasında yürütülen faaliyetlerle ilgili bilgi veren Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Hüseyin Keskin, bölgedeki tüm havalimanlarının çalıştığını yalnızca Hatay Havalimanı’nda aksama yaşandığını belirtti. Bunun üzerine Komisyon Başkanı Veysel Eroğlu, Hatay Havalimanı’nın yapıldığı dönemde kendisinin bakan olduğunu belirterek, Devlet Su İşleri’nden de görüş istendiğini belirtti. Eroğlu, şunları söyledi:

“ Eksiklerin de bir an önce giderilmesinde fayda var. Tabii, Hatay Havaalanı konusunda, ben bakandım Hatay DSİ’den görüş istendi. Esasen biz de burada havaalanı yapılmasının uygun olmadığını belirtmiştik yani. Onu da açıkça ifade edeyim. Ama Antakya'dan çok büyük baskı geldi orada yani ‘Biz İskenderun tarafına havaalanı istemiyoruz, bu tarafa istiyoruz mutlaka’ diye. Dolayısıyla, sosyal baskı neticesinde oraya havaalanı yapıldı. Buna özellikle dikkat etmek lazım çünkü. Hatta havaalanı yapılırken de ‘Ya, burası taşkına maruz kalabilir’ diye DSİ tarafından bazı kanallar da açıldı. Özellikle yağışın havaalanına intikal etmemesi için bunların, etraftaki gerekli ıslahların tekrar bir kontrol edilmesi gerektiği kanaatindeyim."

DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Keskin de, Eroğlu’nun bu sözlerine üzerine “Evet efendim” ifadesini kullandı. Eroğlu da “Yani bence Hatay Havaalanı’nın baştan sona yeniden incelenmesi şart diye düşünüyorum” dedi.

Habere Ait Resimler